Yelpaze ile Sis Dağıtmak
Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın üstüne düşse, olan yine yumurtaya olur.
İçinde bulunduğumuz dönemde kanaatimizce sadece üzerinde düşünmemiz gereken, mevcut işlerimizi daha üretken hale nasıl getiririz, maliyet hedeflemesi prensibi dâhilinde nasıl verimliliğimizi arttırabiliriz ve yeni pazarlarda nasıl iş birlikleri kurarak mal satabiliriz olmalıdır.

Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın üstüne düşse, olan yine yumurtaya olur. İçinde bulunduğumuz dönemde kanaatimizce sadece üzerinde düşünmemiz gereken, mevcut işlerimizi daha üretken hale nasıl getiririz, maliyet hedeflemesi prensibi dâhilinde nasıl verimliliğimizi arttırabiliriz ve yeni pazarlarda nasıl iş birlikleri kurarak mal satabiliriz olmalıdır. Korku mantıktan daha kuvvetlidir. O sebeple artık şapkamızı önümüze koyarak saygınlık, uzmanlık ve sermayemizi nasıl daha fazla aktifleştiririz onun üzerine kafa yormamız gerekiyor düşüncesindeyim. Zengin ihracat pazarlarımız ciddi anlamda yeniden yapılanma geçirecek gibi görülmekte ve bunun sonucu olarak da ortaya daha tutucu, daha kapalı bir pazar çıkması beklenmekte. Malum sis yelpaze ile dağıtılamaz. Zengin pazarlardaki sis de dağılırken yeni bir tablo ile karşılaşacağız. 

 
Afrika’da her sabah bir aslan uyanır, en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir, aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yoktur. Yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilmemiz önemli. 2011 yılı içinde ekonomik büyümemiz memnun edici seviyelerde gerçekleşmiş olsa da bizim bugünden çok yarını düşünüp onu şekillendirmeye kafa yormamız gerekir. Zira nehirdeki su ile iki kere yıkanmak mümkün değil. 
 
Bu noktadan sonra kırılgan olduğumuz noktaları ortaya koyalım. Tek tek bu noktaları inceledikten sonra nasıl bu risklere karşı daha bağışıklı olabiliriz onu düşünelim. Bu çalışma sırasında nasıl işbirliklerine gidebiliriz, sivil toplum örgütlerinden nasıl destek alabiliriz onu tartışalım ve sonunda içinde bulunduğumuz sisli hava içinde çırpınmak veya çaresiz ve romantik bir ruhla hayıflanmak yerine günün sonunda karlı çıkarız onu belirleyelim. 
Hep belirttiğim gibi, artık eski düşünce kalıplarının dışına çıkmak, iş yapış şekillerindeki muhafazakârlığı yıkmak zorundayız. Bunu yaparken de bizi biz yapan, başarımızın kaynağı prensipleri kesinlikle göz ardı etmeyi kastetmiyorum. Bizim yapmamız gereken pirincin içindeki siyah taşlardan korkmak değil beyaz olanlardan korkmaktır. Malum akıllı ve hazırlıklı şirketler, liderliği zayıf ve vizyonu dar şirketlerin son yaptığını ilk önce yaparlar. 
 
Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bu günkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli. Çünkü kimin, kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir…

336 kez okundu